Av. Adnan Dereli
← Tüm yazılar
Yazılar · 10 Ekim 2026

PBLK, Takas Kesinliği ve Anayasa Mahkemesi

Kanun teklifi yasalaşırsa ileri sürülebilecek aykırılık iddiaları.

Kanun teklifi yasalaşırsa, tasfiye kararından önce iade emri verip emri gerçekleşmeyen yatırımcılar (PBLK) bakımından hangi aykırılık iddialarının ileri sürülebileceği tartışılıyor. Bu yazı, takas kesinliği kuralından başlayarak bu iddiaları, Anayasa Mahkemesi yolunun sınırlarıyla birlikte ele alıyor.

Takas Kesinliği ve Aykırılık İddiası

Takas, bir emrin karşılıklı olarak yerine getirildiği aşamadır. Sermaye Piyasası Kanunu, bu aşamaya girmiş talimatların ve ödeme işlemlerinin sonradan geri alınamayacağını ve iptal edilemeyeceğini söyler. Kural, sistemin güvenilirliğini korumak içindir. Koruduğu şey talimatın varlığıdır; o talimatın belirli bir fiyattan karşılanacağına dair bir güvence vermez.

PBLK durumundaki yatırımcıda talimat bu aşamaya girmiş ve geri alınamaz hâle gelmişse, kaydı tutulan bir alacak doğmuştur. Teklif bu talimatları hiç anmaz ve ödemeyi tamamen başka bir ölçüye bağlar. Talimat biçimsel olarak iptal edilmez, ancak ekonomik içeriği boşalır. Düzenlemenin 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olması, bu sonucun emirlerin verildiği günleri de kapsamasına yol açar.

Bu iddiaya iki itiraz yöneltilebilir. Birincisi, kuralın koruması talimatın taraflarca ya da tasfiye ile görevli kuruluşça geri alınmasına karşıdır; sonraki tarihli bir kanunun ödeme ölçüsünü değiştirmesine karşı değildir. İkincisi, bu kuralın borsa işlemlerinin takasını mı yoksa fon katılma payı iade emirlerini de mi kapsadığı tartışmalıdır. Bu nedenle emrin hangi aşamaya kadar geldiği her dosyada ayrıca ortaya konmalıdır.

Asıl Mesele: Mülkiyet Hakkı

İki kanun arasındaki çelişki tek başına Anayasa'ya aykırılık sayılmaz. Anayasa Mahkemesi kanunlar arasındaki uyumu değil, kanunun Anayasa'ya uygunluğunu denetler. Sonraki ve özel nitelikteki bir kanunun önceki kuralı değiştirmesi, kural olarak yasama yetkisinin kullanılmasıdır. Takas kesinliği bu yüzden bağımsız bir iptal sebebi değil, mülkiyet hakkı iddiasını güçlendiren bir dayanaktır.

Kesinleşmiş bir talimattan doğan alacak da hesaptaki katılma payı da Anayasa'nın koruduğu malvarlığı değeridir. Düzenlemenin amacı meşrudur; fon malvarlığının adil ve bütüncül dağıtımı amaçlanır. Tartışma amacın değil aracın ölçüsünde toplanır. Ödemenin kaydı tutulmuş alacak yerine güncellenmiş yatırım tutarına bağlanması, bazı yatırımcılarda alacağın önemli bölümünün karşılanmaması sonucunu doğurur. Teklifin gerekçesi bu hesabın nihai alacağın yerine geçmediğini söyler, ancak metin aradaki farkın nasıl kapanacağını göstermez.

Belirsizlikler ve Kanunda Düzenlenmeyenler

Hukuk devleti, kişinin hukuki durumunu önceden görebilmesini gerektirir. Teklif, güncellemenin tasfiye tarihine kadar yapılacağını söyler ama tasfiye tarihini tanımlamaz. Bir milyon liralık ara ödeme tavanının fon başına mı kişi başına mı uygulanacağı konusunda da madde metni ile gerekçe çelişir. Düzenleme ayrıca 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli kılınır. Kanunların geçmişe yürümesi mutlak biçimde yasak değildir, ancak kazanılmış hakları zedeleyen geçmişe yürüme denetime tabidir.

Temel haklar ancak kanunla sınırlanabilir, yasama yetkisi devredilemez. Teklif ise ara ödeme yapılacak fonların hangileri olacağını, dağıtım sırasını, asgari ara ödeme tutarını ve en düşük tutardan başlama yönteminin uygulanıp uygulanmayacağını Kurula bırakır. Bunlar ödemenin kime, ne kadar ve hangi sırayla yapılacağını belirleyen unsurlardır. Hakkın çerçevesinin kanunda çizilmeyip idareye bırakılması tartışmaya açıktır.

Eşitlik

Aynı günlerde aynı fiyattan çıkmak isteyen iki yatırımcıdan biri parasını almış, diğerinin emri gerçekleşmemiştir. Teklif, çıkabilmiş olanın aldığı tutarı yalnızca gönüllü iadeye bağlar; emri gerçekleşmeyenin ödemesini ise güncellenmiş yatırım tutarına indirir. Aralarındaki farkı kapatan bir karşılık öngörülmez. Benzer durumdaki iki kişinin böyle ayrışması, eşitlik bakımından ileri sürülebilecek bir itirazdır.

Anayasa Mahkemesi ve Bugünkü Durum

Doğrudan iptal davasını yalnızca Cumhurbaşkanı veya Meclis üye tamsayısının beşte biri, yani yüz yirmi milletvekili açabilir; süre yayımdan itibaren altmış gündür. Yatırımcının doğrudan dava açma hakkı yoktur. Sık yapılan bir yanılgı da şudur: Anayasa Mahkemesi bir hükmü iptal etse bile kararı geçmişe yürümez. İptal beklentisi, daha önce yapılmış bir ödemeyi kendiliğinden geri getirmez.

Ortada henüz bir kanun yok, dolayısıyla bugün dava edilebilecek bir kanun da yok. Bugün dava konusu olabilecek işlem, 17 Eylül 2026 tarihli Kurul kararıdır ve altmış günlük idari dava süresi işlemektedir. Teklif yasalaşırsa itirazın yeri, kişinin kendi dosyasında karşılaşacağı işlem olur: net yatırım tutarının tespiti, ödemenin reddi veya eksik ödeme. Anayasaya aykırılık iddiası da bu davada ileri sürülür.

Sonuç

Takas kesinliği tek başına iptal sebebi oluşturmaz, ancak mülkiyet hakkı iddiasını güçlendirir. Daha güçlü iki dayanak, ödemenin kime ve ne kadar yapılacağını belirleyen unsurların kanunda değil Kurul kararında bırakılması ile tasfiye tarihinin tanımsızlığı ve bir milyon liralık tavandaki çelişkidir.

Her dosyada emir tarihi, emir günündeki birim pay fiyatı ve pay adedi kayıtlarının derlenmiş olması, bu tartışmada ispat bakımından belirleyicidir. Teklif henüz yasalaşmadı; bu değerlendirme yasalaşma ihtimaline göre yapılmıştır.

Dayandığı kaynaklar

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu

Kanun teklifi metni

Anayasa m.35 ve m.10

SPKn m.79

Bu yazı 10 Ekim 2026 tarihindeki karar ve duyurulara dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.

Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995