Para Göründü Ama Bloke
Satış işlemi tamamlanmış, bedel hesaba geçmiş, net bakiye oluşmuş; buna rağmen tutar kullanılamıyor.
İade talimatı verilmiş, paylar hesaptan çıkmış, satış bedeli hesaba alacak kaydedilmiş, varsa vergi kesintisi yapılmış ve net bakiye oluşmuştur. Ekranda ayrıca fon nakit blokajı ibaresi görünmektedir. Buna rağmen tutar kullanılamamaktadır. İşlem tamamlandıysa paranın neden serbest olmadığı haklı bir sorudur ve bu tablo tek bir yatırımcıya özgü değildir. Bu yazı, bu durumun hukuken ne anlama geldiğini ve hangi adımların atılabileceğini ele alıyor.
Hukuken Ne Oldu
Bu kayıtlar itfanın gerçekleştiğini gösterir: birim pay değeri hesaplanmış, paylar itfa edilmiş ve karşılığı tutar belirlenmiştir. Bunun sonucu önemlidir. Kişi artık katılma payı sahibi değil, fonun malvarlığına karşı para alacaklısıdır. Alacağın muaccel hâle gelip gelmediği ise işleme uygulanan değerleme tarihine ve ödeme vadesine göre belirlenir. Kesinti yapılmışsa bu, kazancın doğmuş sayıldığını gösterir.
Bununla birlikte hesapta görünen tutar bir mevduat değildir. Aracı kurum nezdinde tutulan bir alacak kaydıdır ve karşılığı nakit fondan gelmediği sürece serbest bırakılmamaktadır. Ekranda görünen ibare aracı kurumun kendi kayıt sistemine aittir ve blokajı kimin koyduğunu tek başına göstermez. İlk tespit edilmesi gereken husus budur; blokajın dayanağı yazılı olarak sorulmalıdır.
TMSF Devri Bu Parayı Kapsıyor mu
30 Eylül 2026 tarihli Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla üç yatırım bankası ve iki faktoring şirketinin yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi. Bu devir portföy yönetim şirketlerini kapsamıyor. Aracı kurumu da kapsamıyor; aracı kurumun sermaye piyasası faaliyetleri 30 Eylül 2026 saat 18.10 itibarıyla Kurul tarafından geçici olarak durduruldu. Aynı grup adını taşıyan banka ile aracı kurum ayrı tüzel kişilerdir. Dolayısıyla bloke tutarın muhatabı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu değildir.
Aracı Kurumdan ve Kurucudan Yazılı Tespit
Aracı kurumdan altı husus sorulmalıdır: iade talimatının iletim tarihi ve saati, uygulanan birim pay değeri ve esas alınan değerleme tarihi, itfa edilen pay adedi, hesaba alacak kaydedilen brüt tutar ile yapılan kesinti, blokajı koyan merci ve dayanağı ve son olarak blokajın hangi şartın gerçekleşmesiyle kalkacağı. Değerleme tarihi özellikle önemlidir; uygulanan fiyat ile son ilan edilen fiyat arasında fark bulunması mümkündür. Başvuru yazılı yapılmalı ve kayıt numarası alınmalıdır.
Kurucu ise 22 Eylül 2026 tarihli kamuyu aydınlatma bildirimiyle 21 Eylül 2026 itibarıyla iade ödemelerinde temerrüt oluştuğunu duyurmuştur. Bu bildirim fonun genel durumuna ilişkindir; kişinin kendi alacağının hangi tarihte muaccel olduğu kendi işlemine uygulanan vadeye göre ayrıca belirlenir. Kurucudan temerrüde düşülen tutar, ödeme takvimi ve birim pay değerinin hesaplanma esası sorulmalıdır. Temerrüdün borçlu tarafından ilan edilmiş olması ispat yükünü hafifletir.
Kurula Başvuru ve Yargı Yolu
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (2577 sayılı Kanun) 10. maddesi, ilgililerin idari davaya konu olabilecek bir işlemin yapılmasını idari makamlardan isteyebileceğini ve otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde isteğin reddedilmiş sayılacağını düzenler. Kurul’a yapılacak talep somut olmalıdır. Bu fon bakımından bir ödeme takviminin belirlenmesi, blokajın dayanağının ve kalkma şartının açıklanması, fonun tasfiye kapsamına alınıp alınmayacağının karara bağlanması istenebilir. Zımni ret oluştuğunda dava yolu açılır.
Başvurulardan sonuç alınamazsa yargı yoluna gidilebilir. Fonun tüzel kişiliği bulunmadığından muhatap, fonu kuran ve III-52.1 sayılı Tebliğ’in 9. maddesi uyarınca temsilinden sorumlu olan portföy yönetim şirketidir; talep fon malvarlığına ilişkindir. Temerrüt faizi, kişinin kendi alacağının muaccel olduğu tarihten itibaren istenebilir. Tahsil aşaması her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir. Dava açılmadan önce yazılı başvuru zemininin oluşturulması gerekir.
Vergi Boyutu ve Saklanacak Belgeler
Bu dosyalarda sık görülen bir ayrıntı, satış bedeli üzerinden vergi kesintisi yapılmış olmasına rağmen tutarın tahsil edilememesidir. Kesinti işlem anında yapılır; tutar tahsil edilemediği takdirde bu kesintinin durumu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle kesintiye ilişkin dekont ve belgeler de saklanmalıdır.
Saklanması gereken diğer belgeler şunlardır: hesap ekstresinin blokajı gösteren dökümü, iade talimatının iletim kaydı, itfaya ilişkin işlem dekontu ile brüt tutar ve kesinti ayrımı, aracı kurumun ve kurucunun verdiği tüm yazılı cevaplar ve kurucunun 16 ile 22 Eylül 2026 tarihli kamuyu aydınlatma bildirimleri. Belgelerin tarih ve saat bilgisini içerecek şekilde alınması, hangi yolun seçileceğinden bağımsız olarak gereklidir. Ekran görüntüsü tek başına yeterli değildir, yazılı teyit gerekir.
Süreler
Kurul’a yapılacak başvuruda otuz günlük cevap süresi işler ve cevapsızlık zımni ret sayılır. Alacak talepleri bakımından genel kural Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık zamanaşımıdır; uygulanacak sürenin ilişkinin nitelendirilmesine göre değişebileceği gözetilmelidir. Haksız fiile dayalı tazminat talepleri ise aynı Kanunun 72. maddesindeki iki ve on yıllık sürelere tabidir.
Dayandığı kaynaklar
SPK Bülteni 2026/60
SPK Bülteni 2026/61 (17.09.2026 tarih ve 57/1708 sayılı Kurul kararı, tasfiye usul ve esasları)
Kurucunun 16 ve 22 Eylül 2026 tarihli KAP bildirimleri
Kamuyu Aydınlatma Platformu bildirimleri
III-52.1 sayılı Tebliğ
BDDK’nın 30 Eylül 2026 tarihli kararı
2577 sayılı Kanun md. 10
Türk Borçlar Kanunu md. 72, 146
Bu yazı 2 Ekim 2026 tarihindeki karar ve duyurulara dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995