Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk
Ticari alacak davasından önce arabulucuya gitmek zorunlu mu, süreç kaç hafta sürer ve ilk toplantıya katılmamanın sonucu nedir?
Tahsil edilemeyen bir ticari alacak için dava açmaya karar veren tacirin ilk adımı çoğu zaman mahkeme değil, arabuluculuk bürosudur. 2019’dan bu yana konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu yazı, zorunlu arabuluculuğun hangi uyuşmazlıkları kapsadığını, başvurunun nasıl yapıldığını ve ne kadar sürdüğünü, ilk toplantıya katılmamanın sonuçlarını, varılan anlaşmanın etkisini ve arabuluculuğun itirazın iptali davası ile zamanaşımı üzerindeki etkisini ele alıyor.
Hangi Uyuşmazlıklar Kapsamda?
Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi 7155 sayılı Kanun’la eklenmiş ve 1 Ocak 2019’da yürürlüğe girmiştir. Hüküm, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda sayılan ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerini kapsar. 7445 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle 1 Eylül 2023’ten itibaren itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da maddede açıkça sayılmıştır. Böylece daha önce dava şartı olup olmadığı tartışılan menfi tespit ve istirdat davalarında da önce arabulucuya gidilmesi gerekir.
Buna karşılık konusu para olmayan talepler, örneğin bir genel kurul kararının iptali, bir hukuki durumun tespiti ya da bir malın teslimi istemi bu kapsamın dışında kalır. Uyuşmazlık ticari dava niteliğinde değilse TTK md. 5/A uygulanmaz; bu durumda başka kanunlardaki arabuluculuk düzenlemelerine bakmak gerekir. Taraflar arasında bir tahkim sözleşmesi varsa ya da özel bir kanunda tahkime veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu öngörülmüşse, dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz (HUAK md. 18/A/18).
Başvuru Süreci ve Süreler
Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna, büro kurulmamış yerlerde ise bu görev için belirlenen yazı işleri müdürlüğüne yapılır (HUAK md. 18/A/4). Arabulucu, büro tarafından listeden belirlenir; taraflar listedeki bir arabulucu üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir. Başvuran, karşı tarafa ait bildiği tüm iletişim bilgilerini vermelidir; büro resmî kayıtlardaki bilgileri de araştırabilir.
Süre konusunda sık karşılaşılan bir karışıklığa dikkat etmek gerekir. Arabuluculuk Kanunu’ndaki genel kurala göre arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır ve bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir (HUAK md. 18/A/9). Ticari davalar için ise TTK’nın 5/A maddesinin ikinci fıkrası özel bir süre öngörür: Arabulucu altı hafta içinde sonuçlandırır, zorunlu hâllerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir. Ticari uyuşmazlıkta süreç bu nedenle kural olarak en geç sekiz haftada tamamlanır.
Anlaşma sağlanamazsa davacı, son tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Tutanak eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılmışsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (HUAK md. 18/A/2). Arabuluculuk ücreti ise her yıl yeniden yayımlanan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir; bu nedenle güncel tutarın başvuru yılının tarifesinden kontrol edilmesi gerekir.
İlk Toplantıya Katılmamanın Sonuçları
Kanun, ilk toplantıya geçerli bir mazeret olmaksızın katılmamaya ayrı bir sonuç bağlamıştır. Taraflardan birinin ilk toplantıya katılmaması nedeniyle arabuluculuk sona ererse, katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Hükmün ilk hâline göre bu taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutuluyor ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmiyordu. Anayasa Mahkemesi bu yaptırımları 14.03.2024 tarihli kararıyla iptal etmiş (E. 2023/160, K. 2024/77), iptal kararı 18.01.2025’te yürürlüğe girmeden önce 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7531 sayılı Kanun’la fıkra yeniden düzenlenmiştir.
Güncel metne göre ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (HUAK md. 18/A/11). Her iki taraf da ilk toplantıya katılmazsa yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Arabulucunun davetine uyulması, katılamama hâlinde ise mazeretin belgelendirilmesi bu sonuçlardan kaçınmanın yoludur.
Anlaşmanın Etkisi
Arabuluculuk sonunda anlaşmaya varılırsa, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflar artık dava açamaz (HUAK md. 18/5). Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (HUAK md. 18/4). Bu imzaların bulunmadığı hâllerde taraflar, arabuluculuğa dava açılmadan önce başvurulmuşsa arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi isteyebilir; bu şerhi taşıyan anlaşma da ilam niteliğindedir (HUAK md. 18/2).
Anlaşma belgesi ilamlı icraya dayanak olabileceğinden, ödenecek tutarın, vadelerin ve ödeme yapılmaması hâlinde uygulanacak sonuçların açık ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde yazılması önemlidir. Belirsiz bırakılan bir taahhüt, sonradan icra aşamasında yeni bir uyuşmazlığa dönüşebilir.
İtirazın İptali Davası ve Zamanaşımı
İcra takibi bir dava olmadığından alacaklı, arabulucuya başvurmadan takip başlatabilir. Ancak borçlu ödeme emrine itiraz ederse, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Bu dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır (İİK md. 67). Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süreler işlemediğinden, arabuluculukta geçen süre bu bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz (HUAK md. 18/A/15).
Aynı hüküm uyarınca zamanaşımı da başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar durur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, arabuluculukta geçen sürenin zamanaşımı hesabında dikkate alınamayacağını belirterek bu süreyi hesaba katmadan davayı zamanaşımı nedeniyle reddeden kararları bozmuştur (E. 2024/3701, K. 2025/2400, 14.04.2025). Zorunlu arabuluculuk, ticari alacak uyuşmazlıklarında dava yolunun önüne konmuş bir aşamadır; talebin kapsama girip girmediği, ilk toplantıya katılım ve başvuru ile son tutanak tarihlerinin belgelenmesi, sonraki dava aşamasında doğabilecek süre ve masraf tartışmalarını büyük ölçüde önler.
Dayandığı kaynaklar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 4, 5/A
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 18/2, 18/4, 18/5, 18/A/2, 18/A/4, 18/A/9, 18/A/11, 18/A/15, 18/A/18
7155 sayılı Kanun (06.12.2018), 7445 sayılı Kanun (28.03.2023), 7531 sayılı Kanun (RG 14.11.2024)
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu md. 67
Anayasa Mahkemesi, E. 2023/160, K. 2024/77, 14.03.2024 (RG 18.04.2024)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3701, K. 2025/2400, 14.04.2025
Bu yazı Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995