Av. Adnan Dereli
← Tüm yazılar
Yazılar · Son güncelleme: Ekim 2026

Ticari Alacakta Zamanaşımı

Fatura ve cari hesap alacağı ne zaman zamanaşımına uğrar, süre ne zaman başlar ve nasıl kesilir?

Tahsil edilemeyen bir fatura ya da cari hesap bakiyesi için akla gelen ilk soru, alacağın hâlâ istenip istenemeyeceğidir. Ticari hayatta sık karşılaşılan yanlış kanı, her fatura alacağının aynı sürede zamanaşımına uğradığıdır. Oysa süreyi faturanın kendisi değil, faturanın dayandığı hukuki ilişki belirler. Bu yazı, ticari alacaklarda uygulanan zamanaşımı sürelerini, sürenin ne zaman başladığını, nasıl kesildiğini ve zamanaşımının yargılamada nasıl ileri sürüldüğünü ele alıyor.

Süreyi Fatura Değil, Sözleşme Belirler

Türk Borçlar Kanunu’na göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK md. 146). Ticari satışlarda satış bedeli alacağı için kanunda ayrıca kısa bir süre öngörülmediğinden, mal satışından doğan fatura alacaklarında kural olarak on yıllık süre uygulanır. Küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar ise bu kuralın dışındadır ve beş yıllık süreye tabidir.

Beş yıllık zamanaşımı, TBK’nın 147. maddesinde sayılan alacaklar için geçerlidir. Bunlar arasında kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler; vekâlet, komisyon ve acentelik sözleşmelerinden doğan alacaklar ile ticari simsarlık sözleşmesi dışındaki simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar yer alır. Eser sözleşmesinden doğan alacaklar da, yüklenicinin borcunu ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmediği durumlar dışında, beş yılda zamanaşımına uğrar. Ortaklık sözleşmesinden doğan bazı alacaklar da maddede beş yıllık süreye bağlanmıştır.

Bu nedenle aynı biçimde düzenlenmiş iki faturadan biri on, diğeri beş yıllık süreye tabi olabilir. Mal tedarikine ilişkin fatura ile bir yapım işinin ya da düzenli bir hizmetin bedeline ilişkin fatura arasındaki fark, uygulanacak sürede belirleyicidir. Hangi sürenin uygulanacağı, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine göre her somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Cari Hesapta Süre

Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi varsa, karşılıklı alacaklar tek tek değil, hesabın sonunda ortaya çıkan bakiye üzerinden değerlendirilir. Türk Ticaret Kanunu’na göre cari hesabın kesilmesi, kabul edilen ya da mahkemece belirlenen bakiyenin ödenmesi, bakiyeye ilişkin faiz ve hesaptaki hata, eksiklik veya mükerrer kayıtlardan doğan talepler, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK md. 101).

Uygulamada muhasebe kayıtlarında “cari hesap” adıyla tutulan her hesap, kanundaki anlamıyla bir cari hesap sözleşmesi değildir. Kanundaki cari hesap, tarafların alacaklarını tek tek istemeyip hesaba geçirme ve dönem sonunda bakiye üzerinden hesaplaşma konusunda anlaşmasını gerektirir. Böyle bir anlaşma yoksa, her bir alacak kendi dayandığı sözleşmeye göre belirlenen zamanaşımına tabi kalır.

Süre Ne Zaman Başlar?

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla, yani ödenmesinin istenebilir hâle gelmesiyle işlemeye başlar (TBK md. 149). Faturada ya da sözleşmede bir vade belirlenmişse süre bu vadenin dolmasıyla başlar; vade yoksa alacak kural olarak doğduğu anda muacceldir.

Faturanın içeriğine itiraz konusu ise zamanaşımından ayrı bir meseledir. Türk Ticaret Kanunu’na göre bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriğine itiraz etmemişse bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK md. 21/2). Bu karine faturadaki bilgilere ilişkindir; zamanaşımı süresini uzatmaz ya da kısaltmaz. Ayrıca Yargıtay uygulamasında tek taraflı düzenlenen faturanın, tek başına taraflar arasında bir sözleşme bulunduğunu ispatlamadığı kabul edilmektedir.

Zamanaşımı Nasıl Kesilir ve Nasıl Durur?

Sık yapılan bir hata, borçluya gönderilen ihtarnamenin zamanaşımını kestiğinin düşünülmesidir. İhtarname borçluyu temerrüde düşürmek bakımından önemlidir; ancak TBK’nın 154. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler arasında sayılmamıştır. Zamanaşımı, borçlunun borcu ikrar etmesiyle, özellikle faiz ya da kısmi ödeme yapması, rehin vermesi veya kefil göstermesiyle kesilir. Alacaklı bakımından ise dava açılması, def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurulması, icra takibi başlatılması veya iflas masasına başvurulması zamanaşımını keser.

Kesilmenin sonucu, sürenin baştan başlamasıdır. Zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse alacak için yapılan her takip işleminden, dava yoluyla kesilmişse yargılama sırasında taraflarca yapılan her işlemden veya hâkimin her karar ya da emrinden sonra yeni bir süre işlemeye başlar (TBK md. 156, 157).

Kesilmeden farklı olarak zamanaşımının durması, sürenin bir süre işlememesi anlamına gelir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur (TTK md. 5/A). Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (HUAK md. 18/A/15). Bu nedenle arabuluculukta geçen süre, zamanaşımı hesabında alacaklının aleyhine sayılmaz.

Zamanaşımı Kendiliğinden Uygulanmaz

Zamanaşımı dolmuş bir alacak ortadan kalkmaz; yalnızca borçlu bakımından ödemekten kaçınma imkânı doğar. Hâkim zamanaşımını kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK md. 161). Borçlu zamanaşımı def’ini süresi içinde ileri sürmezse, süresi geçmiş bir alacak için de hüküm kurulabilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifası amacıyla yapılan ödeme ise geri istenemez (TBK md. 78/2).

Sonuç olarak bir ticari alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tek bir rakamla cevaplanamaz. Alacağın dayandığı sözleşme, vade tarihi, aradaki ödemeler ve borç kabulleri, başlatılmış bir takip ya da arabuluculuk başvurusu birlikte değerlendirildiğinde sürenin gerçekte nerede olduğu ortaya çıkar.

Dayandığı kaynaklar

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 78/2, 146, 147, 149, 154, 156, 157, 161

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 5/A, 21/2, 101

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md. 18/A/15

Bu yazı Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.

Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995