PBLK ve Kanuni Hakları
İade emri verip emri gerçekleşmeyen yatırımcıların başvuru ve dava yolları.
Bu yazı, tasfiye kararından önce iade emri verip emri gerçekleşmeyen yatırımcıları (PBLK) ilgilendirir ve bu yatırımcıların başvuru ve dava yollarını açıklar. Bu yollar dört başlıkta toplanır. İlki itirazdır: alacağın emir günündeki fiyata göre kayda alınması, tasfiyeyi yürüten kuruluş ile Kuruldan istenir. İkincisi idare mahkemesidir: talebin reddi, eksik ödeme ya da teklif yasalaşırsa dosyadaki işlem üzerine altmış gün içinde iptal ve tam yargı davası açılır. Üçüncüsü tazminattır: fonun kurucusu ve yöneticilerine karşı genel mahkemelerde ayrıca dava açılır. Dördüncüsü Anayasa Mahkemesidir: kanunun iptali için doğrudan gidilemez; Mahkemeye idare mahkemesindeki dava yoluyla ya da bireysel başvuruyla ulaşılır. Acele gerekmez; dava hakkı, ödeme ya da ret işlemiyle doğar.
İtirazın Kayda Geçirilmesi
İlk yolda istenen, gerçekleşmeyen iade talimatından doğan alacağın emir valörüne, yani emrin fiyatlandığı güne göre kayda alınması ve öncelikli olarak ödenmesidir. Bu talebin dayanağı Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararıdır; karar, TEFAS üzerinden verilmiş ve gerçekleşmeyen iade talimatlarından doğan tutarların fon hesabına borç kaydedilmesini ve öncelikle ödenmesini öngörmektedir.
Talep, fonun tasfiyesini yürüten kuruluşa ve Sermaye Piyasası Kuruluna yöneltilir. Kurul, Tera Portföy fonlarında Türkiye İş Bankası'nı, diğer altı portföy şirketinin fonlarında Ziraat Bankası'nı görevlendirdi. Tasfiye için öngörülen altı aylık süre 17 Mart 2027'de doluyor ve Kurul bu süreyi uzatabilir. İtirazın ödemeden önce kayda geçmesi mutabakatta dikkate alınma ihtimali doğurur; ancak bu bir zorunluluk değildir.
Başvuruda iade emrinin verildiği tarih, valörü, emir adedi ve o güne ait birim pay fiyatı belirtilerek alacağın kayda alınması istenir. Başvuru yazılı olarak yapılır; kurumun resmî yazışma kanalları, kayıtlı elektronik posta veya iadeli taahhütlü posta kullanılır. Başvurunun kuruma ulaştığı tarih esas alındığından gönderim kaydının saklanması gerekir. Emrin verildiğini gösteren işlem kaydı, hesap ekstresi ve emir ekranı çıktısı başvuruya eklenir; emrin hangi aşamaya kadar geldiği bu belgelerle ortaya konur.
Bu Başvuru Zorunlu mu
Bu başvuru zorunlu değildir. Dava hakkı ödeme ya da ret işlemiyle doğar ve süre o anda işlemeye başlar; başvuru yapmamış olmak, tasfiye sonunda yapılan ödemeye karşı dava açmaya engel değildir. Başvurunun faydası, kayıt mutabakatı sürerken alacağın baştan doğru kaydedilmesi ihtimali ve ödeme sırasında itirazın önceden kayda geçmiş olmasıdır.
Riski ise şudur: başvuruya ret gelir ve süresinde dava açılmazsa o karar kesinleşir. Bu nedenle beklemeyi tercih edenlerin, ödemeyi alırken itirazını yazılı olarak bildirmesi yerinde olur.
İdare Mahkemesinde Dava
Ödeme veya ret üzerine idare mahkemesinde işlemin iptali ve uğranılan zararın tazmini istenir. İptal ve tam yargı davası birlikte açılabileceği gibi, iptal kararından sonra da tam yargı davası açılabilir. Dava süresi altmış gündür; bu süre ret kararının tebliğinden, cevap verilmezse otuz günlük sürenin dolmasından, ödeme hâlinde ise ödemenin öğrenildiği tarihten itibaren işler. Davanın dayanağı, tasfiye kararından önce verilmiş ve sistemde kesinleşmiş iade talimatından doğan alacağın kayda alınmamış veya eksik ödenmiş olmasıdır. Kurul kararlarına karşı yargı yolu idari yargıdır; tasfiyeyi yürüten kuruluşun işlemleri bakımından görevli yargı yeri dosyaya göre ayrıca değerlendirilir.
Teklif yasalaşırsa da başvurulacak yer idare mahkemesidir. Bu durumda kişinin dosyasında yapılacak işlemin (net yatırım tutarının tespiti, ödemenin reddi veya eksik ödeme) iptali ve uğranılan zararın tazmini istenir; süre, işlemin tebliğinden itibaren altmış gündür. Bu davanın dayanağı, ödemenin kesinleşmiş iade talimatından doğan alacak yerine güncellenmiş yatırım tutarına indirilmesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturmasıdır. Anayasaya aykırılık iddiası da bu davada ileri sürülür.
Sorumlulara Karşı Tazminat Davası
Emir günündeki fiyata göre hesaplanan tutar ile tasfiyeden alınan tutar arasındaki farkın tazmini ise sorumlulara karşı genel mahkemelerde istenir. Davalı olabilecekler, fonun kurucusu ve yöneticisi portföy yönetim şirketi, yöneticileri ve zarar döneminde görev yapan portföy saklayıcısıdır. Bu dava idari yargıdaki davadan ayrıdır; muhatabı idare değildir.
Süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıldır ve dayanılan hukuki sebebe göre değişir. Talebin dayanağı, farkın fon malvarlığının hukuka aykırı biçimde azaltılmasından doğmuş olmasıdır. Aynı zarar için iki yerden ödeme alınamayacağından, tasfiyeden alınan tutarlar mahsup edilir.
Anayasa Mahkemesi
Kanun hükmünün iptali Anayasa Mahkemesinden istenir; ancak yatırımcı kanunun iptali için doğrudan başvuramaz, bu davayı yalnızca Cumhurbaşkanı veya yüz yirmi milletvekili açabilir. Süre, iptal davasında kanunun yayımından itibaren altmış gün, bireysel başvuruda ise olağan kanun yollarının tükenmesinden itibaren otuz gündür.
Yatırımcı aykırılık iddiasını kendi davasında ileri sürer; mahkeme iddiayı ciddi bulursa dosyayı gönderir. İptal kararı geçmişe yürümez; daha önce yapılmış bir ödemeyi geri getirmez.
Son Not
Teklif henüz yasalaşmadı. Süreler ve başvurulacak merciler, kişinin kendi işlem ve tebliğ tarihlerine göre değişir. Birden fazla fonu bulunan yatırımcıda her fon için ayrı başvuru, ayrı işlem ve ayrı süre söz konusudur. Buradaki açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır, her dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Dayandığı kaynaklar
TEFAS kayıtları
Kanun teklifi metni
İYUK m.10 ve m.11
SPKn m.134
Bu yazı 10 Ekim 2026 tarihindeki karar ve duyurulara dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995