Karşılıksız Çek
Karşılıksız çek düzenlemenin cezası nedir, şikâyet ne zamana kadar yapılır ve çek bedelinin ödenmesi cezayı nasıl etkiler?
Bankaya ibraz edilen bir çekin hesapta karşılığı bulunmadığında, hamil açısından iki ayrı yol açılır: alacağın tahsili için icra takibi ve keşideci hakkında ceza yargılaması. Karşılıksız çek konusunda en sık karşılaşılan soru, bu fiilin bugün hapis cezası gerektirip gerektirmediğidir. Bu yazı, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun yürürlükteki metnine göre suçun unsurlarını, cezayı, şikâyet süresini, yetkili mahkemeyi, ödemenin etkisini ve bankanın hamile ödemekle yükümlü olduğu tutarı ele alıyor.
Suçun Unsurları ve Ceza
Çek Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasına göre, üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çek için bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verir; bu yasak yargılama sırasında koruma tedbiri olarak da uygulanabilir.
Karşılıksız çek fiili, 6273 sayılı Kanun’la 2012 yılında suç olmaktan çıkarılarak yalnızca çek düzenleme yasağı gibi idari nitelikte bir yaptırıma bağlanmış, 15.07.2016 tarihli 6728 sayılı Kanun’la yeniden suç olarak düzenlenerek bugünkü adli para cezası sistemi getirilmiştir. Anayasa Mahkemesi 2017’de, adli para cezasının alt sınırını faiz ile takip ve yargılama giderlerini de kapsayacak biçimde belirleyen ibarenin bir kısmını iptal etmiştir (E. 2016/191, K. 2017/131, 26.07.2017); bu nedenle alt sınır bugün çek bedelinin karşılıksız kalan miktarıdır. Bunun dışında 5. maddenin birinci fıkrasında değişiklik yapılmamıştır. Çek Kanunu’nda yapılan son değişiklik de cezaya değil, çeklerin üzerindeki düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazına ilişkin geçici hükme dairdir; 19.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7566 sayılı Kanun’la bu hükmün uygulanma süresi 31.12.2028 tarihine kadar uzatılmıştır. Dolayısıyla güncel mevzuatta karşılıksız çek fiilinin doğrudan yaptırımı hapis değil, adli para cezasıdır.
Bununla birlikte hapis ihtimali tamamen ortadan kalkmış değildir. Adli para cezası ödenmezse doğrudan hapse çevrilir (Çek Kanunu md. 5/11). Bu suç bakımından ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler de uygulanmaz (Çek Kanunu md. 5/10).
Tüzel Kişiler Adına Düzenlenen Çekler
Çek bir şirket adına düzenlenmişse ceza, tüzel kişiye değil gerçek kişilere yönelir. Kanun, çek hesabında karşılık bulundurma yükümlülüğünü hesap sahibine; tüzel kişiler bakımından ise yönetim organının malî işleri yürütmekle görevlendirilen üyesine, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişilere yükler (Çek Kanunu md. 5/2). Bu nedenle çeki kimin imzaladığından çok, hesapta karşılık bulundurma yükümlülüğünün kimde olduğu belirleyicidir.
Şikâyet, Süre ve Yetkili Mahkeme
Karşılıksız çek suçu şikâyete bağlıdır; savcılık kendiliğinden soruşturma başlatmaz. Çek Kanunu’nun 5. maddesi, bu suçtan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde, uygulamadaki adıyla icra ceza mahkemesinde görüleceğini ve İcra ve İflas Kanunu’nun 347 ve 349 ila 353. maddelerindeki yargılama usulü hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Bu yollamanın sonucu olarak şikâyet, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır (İİK md. 347). Bu sürelerin kaçırılması şikâyet hakkını ortadan kaldırır, ancak alacağın icra takibi veya dava yoluyla istenmesini engellemez.
Dava; çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği ya da çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer veya hesap sahibinin ya da şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Bu seçimlik yetki kuralı sayesinde, keşideci ile hamil farklı şehirlerde bulunsa bile hamil şikâyetini kendi yerleşim yerindeki mahkemede yapabilir.
Ödemenin Etkisi
Çek Kanunu’nun 6. maddesi, karşılıksız kalan çek bedelinin, kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun’a göre ticari işlerde uygulanan temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödenmesine özel bir sonuç bağlar. Ödeme yargılama aşamasında yapılırsa mahkeme davanın düşmesine karar verir. Hüküm kesinleştikten sonra yapılan ödemede ise mahkûmiyet hükmünün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Hamilin şikâyetinden vazgeçmesi de aynı sonucu doğurur.
Kısmi ödeme bu etkiyi doğurmaz; kanun, karşılıksız kalan bedelin faiziyle birlikte tamamen ödenmesini arar. Anayasa Mahkemesi, faizin başlangıcına ve oranına ilişkin bu düzenlemeye yönelik itirazı 30.11.2023 tarihli kararıyla oybirliğiyle reddetmiştir. Tam ödeme ya da şikâyetten vazgeçme hâlinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da kaldırılır; bu yollardan biri gerçekleşmezse yasağın kaldırılması, adli para cezasının infazından itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulmasından itibaren on yıl geçtikten sonra istenebilir (Çek Kanunu md. 6/3).
Bankanın Hamile Ödemekle Yükümlü Olduğu Tutar
Hesapta karşılık hiç yoksa ya da kısmen varsa, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için banka, Kanun’un 3. maddesi uyarınca belirli bir tutarı hamile ödemekle yükümlüdür. Bu tutar her yıl güncellenir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tebliğiyle ilan edilir; 29.01.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle 2026 yılı için 12.650 TL’den 16.350 TL’ye yükseltilmiştir. Hamilin bu tutarı aşan alacağı ise keşideci ve diğer çek borçlularından istenir.
Sonuç olarak karşılıksız çek, bugün itibarıyla doğrudan hapis cezası gerektiren bir suç değildir; ancak ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesi ve çek düzenleme yasağı ciddi sonuçlar doğurur. Şikâyet sürelerinin takibi ve ödemenin tam olarak yapılıp yapılmadığı, hem hamil hem de keşideci bakımından sürecin yönünü belirleyen başlıca unsurlardır.
Dayandığı kaynaklar
5941 sayılı Çek Kanunu md. 3, 5, 6, geçici md. 3/5
6273 sayılı Kanun (31.01.2012)
6728 sayılı Kanun md. 63, 64 (15.07.2016, RG 09.08.2016)
7566 sayılı Kanun md. 31 (RG 19.12.2025)
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu md. 347, 349–353
Anayasa Mahkemesi, E. 2016/191, K. 2017/131, 26.07.2017
Anayasa Mahkemesi, E. 2023/58, K. 2023/204, 30.11.2023 (RG 16.01.2024)
Çek Defterlerinin Baskı Şekline ve Bankaların Hamile Ödemekle Yükümlü Olduğu Miktarın Belirlenmesine İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/4) (RG 29.01.2026)
Bu yazı Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995