Çek Zayi Davası
Kaybolan ya da çalınan bir çek için iptal davasını kim, hangi mahkemede açar ve ödeme yasağı nasıl alınır?
Kaybolan ya da çalınan bir çek, yalnızca bir kâğıt parçası değildir; içindeki alacak hakkı, senedi eline geçiren kişi tarafından bankaya ibraz edilebilir veya ciro yoluyla başkasına devredilebilir. Bu risk karşısında kanun, çeki iradesi dışında elinden çıkaran kişiye hem bankanın ödeme yapmasını engelleme hem de senedin hükümsüz kılınmasını isteme imkânı tanır. Bu yazı, çek zayi davasının kim tarafından ve nerede açılacağını, ödeme yasağını, ilan sürecini, iptal kararının sonuçlarını ve çalınan çeklerle iradi olarak verilen çekler arasındaki farkı ele alıyor.
Hangi Hükümler Uygulanır ve Davayı Kim Açar?
Türk Ticaret Kanunu’nda çeke özgü ayrı bir iptal prosedürü düzenlenmemiştir. Bunun yerine TTK’nın 818. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendi, poliçenin iptaline ilişkin 757 ila 763. maddeler ile 764. maddenin birinci fıkrasının çek hakkında da uygulanacağını öngörür. Bu hükümlerin yanında, kıymetli evrakın zayi olması hâlinde mahkemece iptaline karar verilebileceğini düzenleyen TTK’nın 651. maddesi genel çerçeveyi oluşturur.
Davayı, kıymetli evrakın zayi olduğu ya da zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi açabilir (TTK md. 651/2). Bu kişi çoğu zaman lehtar ya da çeki ciro yoluyla devralan hamildir. Keşidecinin bu davayı açıp açamayacağı ise çekin zayi olduğu anda kimde bulunduğuna göre belirlenir; çek lehtara teslim edildikten sonra kaybolmuşsa senet üzerindeki hak artık keşideciye ait değildir ve keşideci, borç ilişkisine dayanan itirazlarını genel hükümlere göre ileri sürer. Zorunlu unsurları doldurulmamış boş çek yaprakları ise henüz çek niteliği kazanmadığından iptal davasının konusu olmaz.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
TTK’nın 757. maddesinin birinci fıkrasına göre iradesi dışında senet elinden çıkan kişi, ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden muhatabın ödeme yapmaktan men edilmesini isteyebilir; iptal istemi de aynı mahkemede görülür. Uygulamada yalnızca ödeme yerinin, yani muhatap banka şubesinin bulunduğu yerin yetkili olduğu sanılır; oysa kanun hamilin kendi yerleşim yerini de seçimlik bir yetki yeri olarak kabul etmektedir. Dava, çek bedeli ne olursa olsun asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Davacının, çek elindeyken zayi olduğunu inandırıcı biçimde gösteren delilleri sunması ve senedin bir suretini ibraz etmesi ya da esaslı içeriği hakkında bilgi vermesi gerekir (TTK md. 759/2). Kayıp ya da hırsızlık nedeniyle karakola yapılan başvuru tutanağı, tanık beyanları ve çekin bilgilerini gösteren fotokopi veya kayıtlar bu bakımdan önem taşır. Çekin seri numarası, keşidecisi, muhatap bankası, tutarı ve düzenleme tarihi gibi bilgilerin eksiksiz bildirilmesi, mahkemenin hangi senet hakkında karar vereceğini açıkça belirlemesini sağlar.
Ödeme Yasağı ve Bankaya İbraz
İptal davasının en acil aşaması ödeme yasağıdır. Mahkeme, talep üzerine muhatap bankanın çek bedelini ödemesini yasaklayabilir (TTK md. 757/1); ödeme yasağı kendiliğinden verilmez ve iptal davasıyla birlikte istenmesi uygulamada sık görülür. Mahkemeler ödeme yasağı kararını verirken, karşı tarafın uğrayabileceği zarara karşı davacıdan teminat isteyebilmektedir.
Ödeme yasağından sonra çek bankaya ibraz edilirse banka ödeme yapmaz ve senedi elinde bulunduran kişi bu sayede belirginleşebilir. Çeki eline geçiren kişi bilindiği takdirde mahkeme, davacıya iade davası açması için uygun bir süre verir; dava bu süre içinde açılmazsa ödeme yasağını kaldırır (TTK md. 758). Çek ilan süresi içinde mahkemeye sunulduğunda da aynı yol izlenir; iade davası süresinde açılmazsa çek, sunan kişiye geri verilir ve ödeme yasağı kalkar (TTK md. 763). Çek yanmış ya da yırtılarak tamamen yok olmuşsa, üçüncü kişinin eline geçme ihtimali bulunmadığından ödeme yasağı istemeye gerek kalmaz.
İlan, Süreler ve İptal Kararının Sonuçları
Mahkeme, davacının açıklamalarını inandırıcı bulursa çeki elinde bulunduranı senedi mahkemeye getirmeye çağırır. Bu çağrı, süre içinde getirilmeyen senedin iptal edileceği uyarısıyla birlikte ilan yoluyla yapılır (TTK md. 760, 762). Çeki getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır (TTK md. 761/1). Çek görüldüğünde ödenen bir senet olduğundan, bu süre birinci ilan gününden itibaren işlemeye başlar.
Belirlenen süre içinde çek mahkemeye getirilmezse mahkeme çekin iptaline karar verir (TTK md. 764/1). İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir (TTK md. 652). Vadesi gelmiş senetlerde zamanaşımı üç ay dolmadan gerçekleşecekse mahkeme, üç aylık asgari süreyle bağlı değildir (TTK md. 761/2); bu kural, ibraz süresi kısa olan çekler bakımından süre belirlenirken dikkate alınır.
Çalınan Çek ile İradi Olarak Verilen Çek Arasındaki Fark
Kanun “iradesi dışında elinden çıkma” ölçütünü esas aldığından, çekin kaybolması ile çalınması arasında iptal davası bakımından fark yoktur; her iki durumda da zayi davası açılabilir. Hırsızlık hâlinde ayrıca ceza soruşturması başlatılması mümkündür ve bu soruşturmaya ilişkin belgeler zayi davasında delil olarak da kullanılabilir.
Buna karşılık çek, örneğin teminat olarak ya da bir anlaşmaya dayanarak hamilin iradesiyle karşı tarafa verilmişse ve karşı taraf senedi geri vermiyorsa, bu bir zayi hâli değildir. Böyle bir durumda senedi elinde bulunduran kişi bellidir ve izlenecek yol iptal değil, çekin iadesi için açılacak istirdat davası ya da borç ilişkisine dayanan menfi tespit davasıdır. Sonuç olarak doğru yolun seçilmesi, çekin hamilden hangi koşullarda çıktığının ve bugün kimin elinde bulunduğunun belirlenmesine bağlıdır.
Dayandığı kaynaklar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 651, 652, 757–763, 764/1, 818/1-s
Bu yazı Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995