Dünyada Benzer Fon Krizleri ve Madoff Vakası
Benzer krizler nasıl çözüldü; tasfiyede alacak nasıl hesaplanır?
Fon varlıklarının yatırımcılara ödeme yapmaya yetmediği krizler dünyada daha önce de yaşandı. Bu yazı önce bu krizlerin nasıl çözüldüğünü örneklerle anlatıyor, ardından Madoff vakasında tasfiyede alacağın nasıl hesaplandığını ele alıyor.
Ortak Tablo
Dünyadaki benzer krizlerin çoğunda ortak bir tablo vardı: Fonlar likit olmayan, değeri belirlenmesi zor ya da yönetimle bağlantılı varlıklara yoğun yatırım yapmıştı. Geri ödeme talepleri arttığında fonlar ödeme yapamadı. Çözüm yolları ise ülkeden ülkeye farklılık gösterdi.
Güney Kore: Lime ve Optimus
Güney Kore’deki Lime fonları, borsada işlem gören küçük şirketlerin dönüştürülebilir tahvillerine yatırım yaptı ve zararlar başka fonlardan aktarılan parayla gizlendi. 2019’da geri ödemeler donduruldu; yatırımcıların kaybı 1 trilyon wonu aştı. Kore Finansal Denetim Kurumu’nun uyuşmazlık kurulu, fonlardan birinde satış sözleşmelerinin iptalini tavsiye etti. Bu fonu satan 7 banka ve 3 aracı kurum, yatırımcılara 161,1 milyar wonluk anaparanın tamamını iade etmeyi kabul etti.
Yine Güney Kore’de Optimus fonu, varlıklarının yüzde 95’inden fazlasını kamu kurumlarına ait alacaklara yatıracağını söyledi; gerçekte bu yatırımın yapılması mümkün değildi. Fonu satan aracı kurum, 831 bireysel yatırımcıya 278 milyar won tutarında tam iade yaptı.
ABD, İngiltere ve Fransa: Infinity Q, Woodford ve H2O
ABD’de Infinity Q’nun yaklaşık 3 milyar dolarlık fonlarında, türev ürünlerin değeri değerleme sistemine müdahale edilerek şişirildi. 2021’deki tasfiyede bu varlıklar, gösterilen değerin yüz milyonlarca dolar altında satıldı. Fonun kurucusu 2023’te 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
İngiltere’de Woodford fonu likit olmayan varlıklarda yoğunlaştı ve 2019’da geri ödemeler durduruldu. İngiliz düzenleyici FCA, fonun yetkili yöneticisinin likiditeyi yanlış yönettiğini tespit etti. Yatırımcılara 235 milyon sterline kadar tazmin ödenmesi sağlandı; bu tutar, kayıpların yaklaşık yüzde 77’sini karşıladı.
Fransa ve İngiltere’yi ilgilendiren H2O vakasında fonlar, belirli bir grubun yüksek riskli ve satılması zor varlıklarına yoğun yatırım yaptı. Fransız düzenleyici AMF para cezası verdi. İngiltere’de ise FCA’nın incelemesi sonucunda şirket, 2024’te yatırımcılara 250 milyon avro ödemeyi kabul etti.
Ortak Dersler
Bu örneklerden bazı ortak dersler çıkıyor. Fonu satan kurumların sorumluluğu, yatırımcılar için en hızlı kaynak oldu. Gözetim görevini aksatan kurumlara tazmin ödetildi ve sorumlular hakkında ceza yargılaması yapıldı. Süreçler ise çoğunlukla yıllar sürdü.
Bununla birlikte her kriz kendine özgüdür ve kendi koşullarında değerlendirilir. Bu örnekler, fon varlıklarının yetmediği durumlarda hangi yolların işletilebildiğini gösteriyor.
Madoff Vakası: Ne Olmuştu
Bernard Madoff’un kurumunda müşteri paralarının yönetildiği bölüm, on yıllarca gerçek yatırım yapmadan işleyen bir düzendi. Müşterilere düzenli kâr gösteren hesap ekstreleri gönderiliyordu; oysa ekstrelerde yazan menkul kıymetler hiç alınmamıştı. Düzen Aralık 2008’de çöktü.
Tasfiye, yatırımcıları korumak için kurulmuş özel bir rejim altında yürütüldü. Mahkeme bir kayyum atadı; kayyumun görevi varlıkları toplamak ve müşterilerin alacaklarını belirlemekti.
Alacak Nasıl Hesaplandı
Asıl kavga, alacağın nasıl hesaplanacağı konusunda çıktı ve iki yöntem çarpıştı. Son ekstre yöntemi, müşterinin elindeki son hesap ekstresinde yazan bakiyeyi esas alır. Net yatırım yöntemi ise yatırılan parayı alır, çekilen parayı düşer ve kalanı alacak sayar.
Temyiz mahkemesi 16 Ağustos 2011’de net yatırım yöntemini onadı. Gerekçesi şuydu: gerçek bir yatırım hiç yapılmamıştı ve ekstrelerdeki rakamlar tamamen uydurmaydı. Uydurma kâğıt kârlarını gerçek gibi işleme tabi tutmak, bazı alacaklıları diğerlerinin önüne haksız biçimde geçirirdi.
Sonuçta ekranında büyük rakam gören, ancak net olarak parasını çoktan çekmiş kişi alacaklı sayılmadı; parası içeride kalan kişi öne geçti. Ölçü ekstre değil, kasaya giren ve kasadan çıkan paraydı.
Geri Alma
Kayyum, çöküşten önce yatırdığından fazlasını çekmiş olanlara dava açtı ve fazlalığı geri istedi. Mantık şuydu: çekilen o fazla para yoktan var olmamıştı.
Ancak bu yetki sınırsız değildi. Olanı bilmeyen müşteriler bakımından geri alınabilecek dönem iki yılla sınırlandı. Mahkemeler, yapılmış işlemlerin kesinliğini ve iyi niyetli müşterinin beklentisini korudu.
Rakamlar ve Süre
2026 Ağustosu itibarıyla kayyum yaklaşık 15,485 milyar dolar topladı veya toplamak üzere anlaştı ve 14,526 milyar dolar dağıttı. Tam tazmin edilmemiş hesaplar, kabul edilen alacaklarının yüzde 72,848’ini aldı. Ayrı bir kanaldan kurulan mağdur fonu ise 127 ülkedeki 40.930 kişiye 4,3 milyar doların üzerinde ödeme yaptı ve kayıpların yüzde 93,71’ini karşıladı.
Mağdur fonunun onuncu ve son dağıtımı 30 Aralık 2024’te, yani çöküşten on altı yıl sonra yapıldı. Bu fonun kaynağı ağırlıklı olarak düzenden en çok yararlanmış taraflardı: yaklaşık 2,2 milyar dolar vefat etmiş bir yatırımcının terekesinden, 1,7 milyar dolar ise bir bankayla yapılan anlaşmadan alındı. Kayyumun yürüttüğü tasfiye ise hâlâ devam ediyor.
Dayandığı kaynaklar
Lime: The Investor, 1 Temmuz 2020; Korea LIME, Wikipedia
Optimus: The Korea Times, 25 Mayıs 2021
Infinity Q: ABD Adalet Bakanlığı, New York Güney Bölgesi Savcılığı, 10 Nisan 2023
Woodford: FCA basın açıklaması, 19 Nisan 2023
H2O: FCA basın açıklaması, 7 Ağustos 2024; AMF Yaptırım Kurulu kararı
SIPA kayyumunun resmî açıklamaları
ABD Adalet Bakanlığı duyuruları
ABD Temyiz Mahkemesi kararları, 2011, 2014 ve 2025
Bu yazı 24 Eylül 2026 tarihindeki karar ve duyurulara dayanır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş niteliği taşımaz.
Av. Adnan Dereli · İstanbul Barosu · Sicil 51995